Giriş |  Kayıt

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver

06 May 2010 08:18

Süper Moderatör
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 14 Kas 2008 15:55
Başlıklar: 18027
Mesajlar: 18974
Çevrimdışı

Fulya Ergüneş
Resim
Bir zamanlar televizyonun en popüler isimlerinden biriydi Fulya Ergüneş. Savaş Karakaş ile Sabah Şekerleri programını sunuyordu. Sabah kuşağının sempatik ve gülen yüzüydü, zihnimizde öyle yer etti.


Sonra ne olduysa, bir anda ekranlardan uzaklaştı, kabuğuna çekildi. Yıllardır ekranlarda görünmeyen Ergüneş bu sürede evlenip kızı Hira’yı dünyaya getirmiş. Şimdi yuvasında ailesiyle mutlu bir hayat sürüyor. Program yaptığı zamanlar evinde televizyonu açmaya korktuğunu anlatıyor Fulya Ergüneş.

Televizyonun çok huzur bozucu olduğunu söyleyen Ergüneş, uzun yıllar içinde olduğu televizyon dünyasından kaçarak huzuru aile ortamında aramış: “Ben hayatta en önemli şeyin aile ve huzur olduğunu düşünüyorum. İnsanın yaptığı işte de huzurlu ve mutlu olması çok önemli. Ben şöhret oldum; ama hiçbir zaman zengin olmadım, olamadım.” Şöhretin hiç de kendisine göre bir şey olmadığını, bu yüzden ekranlardan uzaklaştığını dile getiriyor. Bugünlerde insanların gülmeye ihtiyacı olduğunu, bu yüzden komedi yapmak istediğini söylüyor. Ama güldürürken mesaj da vermek istiyor.


İlk sabah şekerlerinden biriydi Fulya Ergüneş. Her sabah Savaş Karakaş ile birlikte sundukları programın üzerinden yıllar geçti. Fulya Ergüneş o dönemden sonra televizyon dünyasından uzaklaştı. Ekranlardan uzak kaldığı dönemde evlenen ve bir kız çocuğu dünyaya getiren Fulya Ergüneş Melek, huzurlu bir hayatı tercih etmiş. O, televizyonu huzur bozucu bir şey olarak nitelendirirken bugün ekranlarda kıskandığı hiçbir program olmadığını söylüyor. Fulya Ergüneş Melek ile uzun süredir ayrı kaldığı televizyon dünyasını uzaktan nasıl bulduğunu konuştuk. Tabii ekranlara dönüp dönmeyeceğini de sorduk. ‘İnandığım bir proje olursa neden olmasın?’ dese de aslında pek niyeti olmadığını gördük.
Televizyondan kopuşunuz nasıl oldu?

Ben tekrar TRT’ye geri dönüş yapmak için 2000 yılında Ankara’ya döndüm. Atamam olacak diye 2-3 sene Ankara’da bekledim. O dönem televizyondan, ekranlardan çok uzak kaldım. Sonra soğudum mu desem, biraz kendi kendime kalmak mı istedim desem bilmiyorum. Biraz huzur aradım hayatımda. Televizyon insanın huzurunu bozuyor. Uzun yıllar içinde yer aldıktan sonra böyle bir kaçışa ihtiyacım vardı. Bu da benim için bir kaçış oldu. Çok da aradığımı söyleyemeyeceğim. Zaten bu dönemde evlendim. Allah’ın mucizesi olarak kızım Hira dünyaya geldi. Ben hayat boyu ne evlenebileceğimi ne de bir çocuk sahibi olabileceğimi düşünüyordum.

Televizyondan uzaklaştıktan sonra tamamen set mi çektiniz?
Hayır, hep izleyici olarak kaldım. Hemen hemen her programı takip ettim. Şu fani dünyada kim ne çılgınlık yapıyor diye izledim.
Televizyon dünyasının değişimini nasıl görüyorsunuz?

Siz olumlu bir şey görebiliyor musunuz? Ben acayip üzgünüm. TV’lerde gelinen nokta cidden kaygı verici. Özellikle bu kadınlar için yapılan programların çoğu insanları demoralize etmek için hazırlanıyor. Bu programlar kadınların sorunlarını değil kişisel sorunlarından dem vuruyor. Tecavüz vakaları, bilmem ne tür ilişkiler ortaya seriliyor. Geçen gün Berna Laçin’in güzel bir açıklaması vardı, “Bu programların çoğu kırmızı nokta ile yayınlanmalı.” diye. Birilerinin bu işe el koyması lazım. Hayatımız, içimiz dışımız reyting oldu. Ben de bu reytinglerden kaçtım. Gece artık rüyalarıma giriyordu. Eyvah yarın reytingim kaç olacak acaba, program kalkacak mı? Devam mı edecek? Sürekli bunların kaygısını yaşıyorsun. Ama bir de bu kaygıdan artık kurtulmak lazım, insanlar için daha özel daha eğitici daha farklı programların üretilmesi gerekiyor. Seviyesizlik aldı başını gidiyor. Benim dönemimde de böyle bir şey yoktu, olsaydı belki o dönemde de yapmazdım.
Reyting kaygısı hep olacak, çözüm ne sizce?

TV’lerde prestij programlar olsun. Önceden ne güzel çocuk programları yapılırdı. Şimdi Mehmet Ali Erbil de çocuk programı sunuyor. O da olmasın artık. Zaten kendisi de zevk almıyor, orada nefret ederek oturuyor. Adam mı kalmadı, niye Mehmet Ali Erbil sunuyor? Yeni isimlere fırsat vermiyorlar. Ben inanıyorum ki çok iyi yetişmiş insanlar var.
Siz sabah kuşağında program yapan ikili olarak tanındınız. Günümüzde sabah kuşağı programları çok ayrı bir boyutta.

Biz saygısız değildik. Kimsenin özel hayatını, bilmem nesini deşifre etmezdik. Gazete okurduk, insanları bilgilendirirdik. Özel programlar hazırlardık, özel insanlar gelirdi, sevdiğimiz sanatçılarımız gelirdi. Çok farklıydı.
Hiç ekranlara geri döneyim dediğiniz olmuyor mu?

Olmuyor. Benim özendiğim, kıskandığım bir program yok. Açıkçası televizyonlar beni çekmiyor. Ne bileyim, ya bana uygun bir proje göremiyorum ya da ben hazırlamak istemiyorum. Belki öyle bir heyecanım kalmadı.
Özel televizyonlarda TRT kökenli olmak sizin için bir avantaj mıydı?

TRT kökenli olmak hem avantaj hem de dezavantaj oldu. TRT disiplini ile yetişmiş olmak, Türkçeyi düzgün konuşabilmek çok önemli. Bir tarafta bu vardı. Diğer tarafta da lay lay lom olmak zorundaydım. Ne yalan söyleyeyim, ikisi arasında zaman zaman bocaladım. Biz TRT’ye şöhret olacağız diye gitmiyorduk, iyi bir spiker olacağız diye gidiyorduk. Televizyoncu olacağımızın garantisi yoktu. Hayat boyu bir radyo spikeri olarak da kalabilirsin, insanlar sadece senin sesini tanıyabilirler. Benim bu anlamda şansım yaver gitmişti. Şöhrete gelirsek, ben hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu düşünüyorum. Zamanında ben de belki çok ünlü bir sunucuydum, ama ben de bunun bedelini ödedim. Gün geliyordu, gazeteleri, bugün benimle ilgili acaba ne yazılacak, ne çizilecek diye korkarak açıyordum. Ve şöhret olmaktan nefret ediyordum. Belli bir süre sonra dezavantaja dönüşüyor. Yani rahat olamıyorsunuz, herkes sizin hayatınızı irdeliyor. Bunun acısını da yaşadım. Ve hep sizden başarılı olmanız isteniyor. Yani durun bir dakika, ben de insanım, yani her zaman mükemmel olamam ki.
Televizyondan sonra radyo tekrar bir sığınak mı oldu sizin için?

Evet. Huzur arayışı da diyebilirsiniz. Çünkü ben hayatta en önemli şeyin aile ve huzur olduğunu düşünüyorum. İnsanın yaptığı işte de huzuru ve mutlu olması çok önemli. Ben şöhret oldum; ama hiçbir zaman zengin olmadım, olamadım. Bilmiyorum yani yine bu kafayla hiçbir şey olmazdı benden. Özel kanallarda bile hep memur gibi çalıştım. Bana ne veriliyorsa onunla yetindim. Devlet dairesi dışında bile memuriyet hayatımı sürdürdüm. Mesela kaç sene İstanbul’ da çalıştım, en güzel programları sundum, bir ev sahibi dahi olamadım.
Oysa şimdiki programcılar çok iyi kazanıyor.

Evet. Allah daha da versin. Hayatta gerçekten aileme şükran borçluyum, ne yapsam onların haklarını ödeyemem. Beni çok iyi yetiştirdiler, şansım yaver gitti. TRT gibi çok önemli bir kuruma girdim. Orada yetiştirildim, eğitildim. Allah bana böyle çok güzel bir kız, iyi bir eş nasip etti. Ailem benim için her zaman ön planda, yoksa ben bir şekilde ne yapıp edip yine televizyon camiasına bir yerden bir şekilde girerdim.
Yani aile kurmayı şöhrete tercih ettiniz...

Zamanında çok koşturdum, yoruldum. Eşimle, kızımla akşam bir arada olmak, yemek yemek, TV’de film seyretmek gibi huzurlu bir hayat.
Ekran izleyicisi ile radyo dinleyicisini kıyaslarsanız ne çıkıyor ortaya?

Radyolar daha özgür. Bülent Varol, ‘Radyo Pink’te çok güzel bir program formatı var. Başlar mısın?’ dedi. Başladık, çok keyif aldım. Bir süre sonra gerçek dinleyicilerim oluşmaya başladı. Özgür olduğum, insanlara mesaj verebildiğim için çok keyif aldım.
Ekranlarda yapmak istediğiniz bir proje var mı?

Yapmak istediğim bir iki şey var. Mesela komedi yapmak istiyorum. İnsanların gülmeye ihtiyacı var. Aynı zamanda tabii eğitilmeye de. Gülerken de bazı mesajlar vermek gerekiyor. Yani tabiî ki boş boş hiçbir şey olmuyor. Seslendirme sanatçısı olarak hayatım boyunca hep sit-com konuştum. Geçenlerde niye yazmıyorsun dediler bana. Yazabilir miyim falan derken yazmaya başladım, güzel de bir şeyler çıktı acayip keyifli. Şimdi o üç bölümü tamamlamaya çalışıyorum.
Teklif gelse sabah kuşağında bir kadın programı sunmaz mısın?

Kadın programı yok ki ekranlarda. Şu an yayınlananlar özel hayat programları. Kadın “Kocam beni bıraktı.” diyor ve ağlıyor. Devamlı ağlayan insanların çıktığı programlar. Ben büyük konuşmayayım, hayatta hiç büyük konuşmadım konuşmam da; ama ben sunmam böyle bir programı. Zaten istesem de sunamam, onlar ağlar, ben ağlarım. Ben o kadar yürekli değilim.
Yıllardır dublaj yapıyorsunuz. Reklamcılar dublajda neden hep aynı sesleri kullanır?

Evet. Reklâmcılar o kadar enteresan ki adam bir reklâmda konuşmuş, arkasından başka bir reklâmda daha konuşuyor. Reklâm piyasasında da durum TV’ler gibi. İş alabilen beş, bilemedin on tane kişi var. Ben reklâmcı olsam farklı ses arzu ederim ki farklılığı ortaya çıksın. Evet, seslendirmede de tekelleşme var. Seslendirme dünyanın en güzel işi. Acayip zevkli. Üstüne bile para veriyoruz yapmak için.
Sürekli topluma mesaj verme kaygınız var.

Hayatı boşa yaşamayalım diye düşünüyorum. Birilerine de bir faydamız olsun. Bir silkelenip kendimize gelelim. Nereye gidiyoruz? Bir kere insanlar şunu unutmasın, söyledikleri her söz yaptıkları her hareket bir gün çocukların karşısına ya da torunlarının karşısına çıkacak. Bunu düşünsünler. Bunu düşünerek hareket etsinler. Ekranlardaki hikâyeler hep aynı; ondan ayrılmış ona gitmiş, öbürünü bırakmış ötekine dönmüş. Sürekli insanları bunlar ile meşgul ediyorlar. Onun için mesaj verme kaygım var. Ben gerçekten çok kaygılıyım. Çok duyarsızız, çok benciliz. Gösteriş ve her şey para olmuş. Ben de bu toplumun içinde çok mutlu olamıyorum.

Seslendirmeleri:

Mode Behavior...Kathie Lee Gifford

Kanal D-Georgia Rule(Büyükanne Kuralları)....Felicity Huffman

TNT'de yayınlanan The January Man filminde Mary Elizabeth Mastrantonio'u

TNT'de yayınlanan Courage Under Fire(Ateş Altında Cesaret) filminde Meg Ryan'ı

TNT'de yayınlanan Tin Cup(Aşkın Gücü) filminde Rene Russo'yu

Star TV'de yayınlanan Bobby Z filminde Rebecca Chaney'i

TNT'de yayınlanan The Bodyguard filminde Michele Lamar Richards'ı seslendirdi.


Başa Dön Başa Dön
 
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver
 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz


Aranacak:
Geçiş yap:  

Site haritası

guzel ilahiler | driver | parti organizasyon, parti makanlari | medyum, fal bak