Giriş |  Kayıt

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver

22 Eyl 2010 10:13

Süper Moderatör
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 14 Kas 2008 15:55
Başlıklar: 18027
Mesajlar: 18974
Çevrimdışı

Kerahet vaktinde neden uyunmaz, hikmeti nedir?

Evet bu saatlerde uyumak uygun değildir. Bu vakitlerde uyanık olmak güzel şeylerle meşgul olmak sünnettir ve sevabı vardır. Ancak kerahet vakitlerinde uyuyan kimse bu sevaptan ve bereketten mahrum kalsa bile günah işlemiş olmaz.

Gece dışında Feylule Gaylule ve Kaylule olmak üzere üç çeşit uyku vardır:

Gaylule uykusu fecirden itibaren güneş tamamen doğuncaya kadar geçen sürede uyumaktır. Bu zamanda uyumak sünnete uygun düşmez. Çünkü birçok iş kolunda sabahın erken saatlerinde işe başlamak rızkın bolluğuna ve berekete sebeptir. İnsanın işe motive olacağı en aktif zaman dilimi fecirden sonraki zaman dilimidir. Bu dilim uykuyla geçmemelidir. Çünkü o saatte uyumak işe geç başlamak demek olacaktır ki bu da iş kaybı emek kaybı zaman kaybı kazanç kaybı performans kaybı gibi kazancı bereketlendiren birçok ana unsurun devre dışı kalması mânâsına gelecektir. Bereketsizliğin sebebi budur. Fakat öte yandan kerahet vaktinde eğer iş ve yoğunluk uyumayı gerektiriyorsa pekâlâ uyunabilir. Meselâ gece mesaisi yapmış birisi sabah namazını kıldıktan sonra kerahet vaktinin geçmesini beklemeden uyuyabilir. Ve bu sünnete aykırı düşmez. Çünkü adam günlük mesaisini yapmış sabah namazını da kılmış kerahet vaktinin geçmesini beklemeye artık dinî bir sebep yoktur. Burada kerahet vakti sadece bir zaman ismi olarak zikredilmiştir. Yoksa mutlak derecede uyku yasağı getiren bir zaman parçası olarak gelmemiştir.

Feylule uykusunda da aynı durum söz konusudur. İkindi namazından sonra güneş tamamen batıncaya kadar geçen zaman dilimi keza birçok iş kolu için en verimli zaman dilimidir. Bu saatte uyumak rızkı da ömrü de noksanlaştırır. Çünkü insanın günün verimini muhasebe edeceği ölçüp tartacağı yarınki gün için yeni plânlar yapacağı hayat için yeni moral ve motivasyon bulacağı bu zaman diliminde uyumak insanı bütün bu neticelerden genellikle mahrum bırakır. Buradaki uyku sakındırmasının da kerahet vaktine denk gelmesi ile ilgisi yoktur. Zaman dilimi bakımından sakıncalı görülmüştür. Fakat şüphesiz bunun da istisnası vardır: Meselâ gündüz boyu aralıksız yoğun bir çalışma gösterip akşamdan sonra gecenin bir vaktine kadar yeniden yoğun bir çalışmaya girecek birisi için eğer bu vakitte biraz boşluk söz konusu olursa bu kişinin bu vakitte bir miktar kestirmesinde dinen bir sakınca olmaz.
kaynak: Hayatforumda http://www.hayatforumda.com/islam-amp-d ... #post59942

Görüldüğü gibi Gaylule ve Feylule uykuları kerahetle ilgili olarak değil fakat çoğunluk için zaman dilimi olarak sakıncalı bulunmuştur. Kaylule uykusu olan kuşluk vaktinden öğle sonrası vakte kadar güneşin en hararetli olduğu zaman dilimi içinde yarım saat kadar uyumak ise sünnette tavsiye edilmiştir. Bu tavsiyeyi öğle öncesi giren kerahet vakti delemez. Yani kerahet vakti geldi diye sünnet olan öğle uykusunun yapılamaması söz konusu değildir. Çünkü esasen kerahet vakitlerinde sadece namaz kılma yasağı vardır. Bunun da gerekçesi hadiste açıklanmıştır. Hadisçe bunun gerekçesi o vaktin kâfirlerin güneşe secde ettikleri vakit oluşudur. (Müslim Salatül Misafirin 294)

O halde kerahet vakitlerinden olan sabah gün doğarken ve akşam gün batarken uyumanın mekruh görülmesinin bu vakitlerin kerahet vakti olması ile ilgisi yoktur. Bunun gerekçesi sadece insan fıtratının bu vakitlerde daha performanslı oluşu ve bu performansı negatif olarak uykuda öldürmeyip pozitif mânâda değerlendirme gereğidir. Bu durumda Kaylule uykusu olan öğle uykusu öğle öncesi kerahet vaktinde yapılabilmektedir.

Kaylule uykusunun tavsiye edildiği saat ise kaba kuşluktan ikindi öncesi zamana kadar geçen saattir. Bu saat kişiye ve iş yoğunluğuna göre ve kişiye özel olarak değişebilmektedir. Belirli bir saat verip itaat ehlini saatle sınırlandırmak doğru değildir.

"Uyku üç nevidir (çeşittir):

"BİRİNCİSİ: Gaylûledir ki fecirden sonra tâ vakt-i kerahet bitinceye kadardır. (Yâni güneşin doğuşundan yaklaşık 45 dakika geçinceye kadarki zamandır). Bu uyku rızkın noksaniyetine ve bereketsizliğine hadisçe sebebiyet verdiği için hilaf-ı sünnettir. [Sünnete aykırıdır.> Çünkü rızık için sa'y etmenin [çalışmanın> mukaddematını ihzar etmenin [başlangıcını hazırlığını yapmanını en münasip zamanı serinlik vaktidir. Bu vakit geçtikten sonra bir rehavet arız olur. O günkü sa'ye ve dolayısıyla da rızka zarar verdiği gibi bereketsizliğe de sebebiyet verdiği çok tecrübelerle sabit olmuştur.
kaynak: Hayatforumda http://www.hayatforumda.com/showthread.php?p=59942

"İKİNCİSİ: Feylûledir ki ikindi namazından sonra mağribe (akşama) kadardır. Bu uyku ömrün noksaniyetine yâni uykudan gelen sersemlik cihetiyle o günkü ömrü nevmâlûd yarı uyku kısacık bir şekil aldığından maddi bir noksaniyet gösterdiği gibi manevî cihetiyle de o gün hayatinin maddî ve manevî neticesi ekseriya ikindiden sonra tezahür ettiğinden o vakti uyku ile geçirmek o neticeyi görmemek hükmüne geçtiğinden güya o günü yaşamamış gibi oluyor.

"ÜÇÜNCÜSÜ: Kaylûledir ki bu uyku Sünnet-i Seniyyedir. Duhâ vaktinden öğleden biraz sonraya kadardır. Bu uyku gece kıyxxxxx sebebiyet verdiği için sünnet olmakla beraber Ceziretü'l Arabda vaktü'z-zuhr denilen şiddet-i hararet zamanında bir tatil-i eşgal âdet-i kavmiye ve muhitiye olduğundan o Sünnet-i Seniyyeyi daha ziyade kuvvetlendirmiştir. Bu uyku hem ömrü hem rızkı tezyide medardır. Çünkü yarım saat kaylüle iki saat gece uykusuna muâdil gelir. Demek ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışmak müddetine yine bir buçuk saat ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışmak zamanına ilâve ediyor." (Lem'alar 269)

Demek ki; güneşin doğuşundan yaklaşık 45 dakika geçinceye kadar geçen zamanda uyumak iyi değildir. Aslolan erken yatıp erken kalkmaktır. Sabah namazını kıldıktan sonra uyumamak Kur'ân hadis tefsir ilmihal okuduktan sonra işbaşı yapmak lazımdır.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Sabahın erken saatlerinde bereket ve başarı vardır."

Son zamanlarda gittikçe artan bereketsizliğin ve başarısızlığın hikmeti bu hadis-i şerifin ışığında aranıp bulunmalıdır. Maalesef televizyon "erken uyumanın düşmanı" olarak insanın karşısına dikilmiştir. Bu şedit düşmanı alt edip mümkün mertebe erken yatıp teheccüd namazına kalkmak daha sonra güneş doğmadan önce sabah namazına dinç olarak uyanmak ve ondan sonra yatmayıp çalışmaya başlamak lazımdır. Zinde dinç çalışkan oluşlarına hepimizin şahit olduğu dedelerimiz ve ninelerimiz böyle yaparlardı. Bu güzel âdet yok olunca sağlık ta bereket de huzur da yok oldu.

İkindi ile akşam arasında yatmamak lazımdır. Herkes bu vakitte yatmanın zararını bizzat tecrübe ederek görmüştür. O vakit yatıp da kalkan kimse sersem gibi olur bir türlü kendisini toparlayamaz.

Öğle namazını kıldıktan sonra bir müddet yatmak ise çok faydalıdır.


Başa Dön Başa Dön
 
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver
 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz


Aranacak:
Geçiş yap:  
cron

Site haritası

guzel ilahiler | driver | parti organizasyon, parti makanlari | medyum, fal bak