|
Şafiî mezhebinde farz (=vâcip) gurubuna giren orucu bozup yalnız kazayı gerektiren durumlar üç ana maddede özetlenebilir:
ı- Kasden olması kaydıyla, oruçlunun cevfine (vücudunun içine) ister tabiî menfezlerden isterse beyine veya hazım cihazına ulaşmasını sağlayıcı tabiî olmayan menfezlerden yenmesi mutad olsun veya olmasın bir nesnenin girmesi. Buna göre orucun bozulması için:
a) Vücuda giren nesnenin tabiî menfezlerden (ağız, burun, kulak, ön veya arkadan) yahut tabiî menfez olmamakla beraber beyine veya hazım cihazına ulaşmasını sağlayıcı bir yerden (mideye, beyine, boğaza, mesaneye açılan yerlerden) katılmış olması gerekir.
Bu sebeple adaleden veya damardan yapılan iğne orucu bozmadığı gibi, deriye sürülen (ilaç gibi) bir nesnenin gözeneklerden vücudun içine nüfuz etmesi veya göze damlatılan ilaç yahut sürülen sürmenin boğazda tadının hissedilmesi ile de oruç bozulmaz (zira göz menfez olmayıp, boğaza tadın ulaşması gözenekler yoluyladır).
b) Vücuda giren nesnenin gıda veya deva sağlama özelliği taşıması ve yenip içilmesi mutad şeylerden olması gerekmez; taş, toprak gibi nesnelerden dolayı da oruç bozulur. Bu arada belirtmek gerekir ki, tütün (sigara) ve diğer keyif veren maddelerin dumanını içine çekmekle de oruç bozulur.
c) Vücuda giren nesnenin bilerek ve isteyerek katılmış olması gerekir.
Unutarak veya ikrah (zorlama) altında yeme- içmeden, abdest alırken (ağıza-buruna su vermede aşırılık göstermediği halde) boğazına su kaçmaktan, cünüplük-ten temizlenmek için suya dalıp ağızına veya kulağına su kaçmaktan, kasden olmaksızın balgamını veya dişlerinin arasında kalan yemek kalıntısını yutmaktan, yolun tozunu veya uçan sineği yutmuş olmaktan dolayı oruç bozulmaz.
Fakat ağzından çıkarıp atabileceği halde bunu yapmayıp balgamını veya dişler arasındaki kalıntıyı bilerek yutarsa, abdest alırken ağıza- buruna su vermede aşırılık gösterdiği için yahut dördünce kez su verdiği için boğazına su kaçarsa, serinlemek için başını suya sokup boğazına su girerse mazur sayılmaz ve orucu bozulur.
İmsak vaktinin henüz başlamadığını zannederek yemeye devam etme veya iftar vaktinin girdiğini zannederek orucunu açma orucun bozulmasını engelleyen bir mazeret sayılmaz. Oruç süresi içinde yeyip içtiği anlaşılınca orucunu kaza etmesi gerekir.
2- Geri gitmediğinden emin olsa bile kasden kusmak. Şayet istemeden kusmuş-sa yahut oruçlu olduğunu unuttuğu esnada kusmaya çalışmışsa orucu bozulmaz.
3- Erkekten -cinsel haz duysun veya duymasın- isteyerek meni çıkması ve kadının cinsi temasta bulunması.
Yukarıda belirtildiği üzere cinsi temasta bulunma halinde keffâret yalnız erkeğe gereklidir, kadına keffâret gerekmemektedir; işte bu durumda kadının orucu da bozulur ve kendisine yalnız kaza gerekir. Öte yandan, cinsel haz duysun veya duymasın erkeğin kendi isteği ile meni çıkarması ile orucu bozulur ve yalnız kaza etmesi gerekir. İhtilam olmakla ise oruç bozulmaz.
Orucu bozup yalnız kazayı gerektiren durumlarda da kişinin -özrü yoksa- iftar vaktine kadar oruç yasaklarına riâyet etmesi gerekir.
Şafiî mezhebine göre nafile orucun bozulması halinde, bunu kaza etmek gerekmez.
IV-Hanbelî Mezhebi:
A) Hem kaza hem keffâret gerektiren durumlar.-
Hanbelî mezhebine göre oruç keffâreti sadece şu durumda gereklidir: ister geceden niyet ederek Ramazan orucunu eda ederken isterse (Ramazan gününde) orucu ertelemeyi mubah kılan bir özrü olmadığı halde niyet etmemişken yolculuk veya hastalık gibi orucu bozmayı mubah kılacak bir sebep de meydana gelmeden, gerek bilerek ve isteyerek gerekse unutarak, hata ile yahut ikrah sebebiyle (zor altında) cinsî temasta bulunmak. Keffâretin gerekliliği için boşalma olması şart değildir. Cinsi temas sebebiyle -Şâfiîler'dekinden farklı
olarak- kadına da keffâret gerekir; ancak bilerek ve isteyerek olmamışsa (oruçlu olduğunu unutmuş veya zor kullanılmışsa) kadına keffâret gerekmez, yalnız kaza gerekir. Cinsî temastan sonra hastalanma, cinnet getirme, adet görme, doğum yapma gibi bir özürün meydana gelmesi keffâret hükmünü düşürmez.B) Yalnız kaza gerektiren durumlar-.
Hanbelî mezhebinde orucu bozup yalnız kazayı gerektiren durumlar şöyle özetlenebilir:
ı- Bilerek ve isteyerek olmak kaydıyla, insanın cevfine (içine) veya dimağına ulaşmasını sağlayacak ağız vb. tabiî menfezden veya yara gibi tabii olmayan menfezden gıda özelliği olsun veya olmasın bir nesnenin girmesi. Ihtikan (makattan şırınga ile ilaç akıtılması) ve (menfez kabul edildiği için) göze sürülen sürmenin tadının boğazda hissedilmesi ile de oruç bozulur. Kadının, cinsel organına -yaş da olsa- bir nesne katması ile orucu bozulmaz.
imsak vaktinin henüz başlamadığını zannederek yemeye devam eden yahut iftar vaktinin girdiğini zannederek orucunu açan kişi, oruç süresi içinde yiyip içtiğini anlarsa orucunu kaza etmesi gerekir.
2- Az bile olsa isteyerek kusmak (çıkarılan şey balgam da olsa oruç bozulur).
3- Kan gelmesi şartıyla kan alma ve aldırma (hacamat). Kan gelse bile çentik atma veya ustura ile yarma durumunda oruç bozulmaz.
4- öpme, okşama vb. hareketler yahut istimna (el ile tatmin) sırasında meni veya mezi gelmesi. Böyle bir hareket olmadan ısrarlı bakma ve düşünme ile meni gelirse oruç bozulur, sadece mezi gelirse bozulmaz.
Unutarak veya ikrah (zor) altında yeme-içme ile oruç bozulmaz ve kaza etmek gerekmez.
Hanbelî mezhebine göre nafile orucun bozulması halinde, bunu kaza etmek gerekmez; şu var ki kaza edilmesi tavsiye edilmiştir (müstehaptır).
Değerlendirme:
Fıkıh kitaplarında, oruç ibadetinin olabildiğince en sağlam biçimde yerine getirilmesi esas alınarak orucu bozan durumları belirlemede titiz bir yöntem izlendiği gibi, hayat olaylarının çokluğu karşısında zaman zaman fazla teorik ayrıntılar üzerinde de durulmuş, dolayısıyla bu tutum bazı eleştirilere yol açmıştır. Önceki dönemlerin bazı bilginlerinin yanısıra günümüz İslâm bilginleri ve fetva kurulları genellikle, orucu bozan durumların "yeme-içme, cinsi temas ve bu kapsamda düşünülebilecek fiiller" şeklinde sınırlandırılması eğilimindedir. Bu yaklaşıma göre de, yeme, içme olarak nitelendirilemese bile sigara ve nargile gibi keyif verici maddelerin içe çekilmesi, yine yeme-içme tad ve arzusu ile ilişkili olmasa da ağız yoluyla ilaç alınmasının orucu bozacağında tereddüt yoktur. Fakat Rasûlullah zamanında savaşlarda yaralanan bir çok kişinin bulunmasına karşın yaradan vücuda giren nesnelerin orucu bozacağına dair hiçbir hadisin bulunmadığı, yine fıkıh kitaplarında orucu bozanlar arasında anılan birçok durumun nasslarla değil (gerçekte illet birliği taşımayan) kıyaslara dayandırıldığı dikkate alınarak, bu konunun oruç ibadetinin amacı dışına taşı-rılmasına yol açabilecek şekilde genişletilmesinden kaçınılmalıdır. Dolayısıyla, bu
eğilime göre, orucun, vücudun belirli bir süre yeme ve içmeden mahrum bırakılması özelliğini ihlal etmeyecek tedavi yöntemlerinin uygulanması ve özellikle gıda sağlayıcı nitelikte olmayan iğnelerin yapılması sebebiyle oruç bozulmaz. Oruçla ilgili meseleleri tıbbi tesbitler ışığında inceleyen günümüz araştırmacıları arasında, astım ve nefes darlığı sebebiyle ağıza sıkılan spreyin zerrecikler halinde içeriye gittiğini dikkate alarak bunun orucu bozacağı kanaatine ulaşanlar bulunduğu gibi, bunların akciğerlerden öteye geçmediği ve mideye ulaşmadığı, gıda ve susuzluk giderme özelliğini de taşımadığından hareketle orucun bozulmayacağını savunanlar da vardır. Bu tedavi yönteminin mideye ulaştırılmak üzere ağız yoluyla alınan ilaçları yutmaya benzemediği, kaçınılması mümkün olmayan durumlarda yeme-içme kasdı olmaksızın yolun tozu ve havaya yayılan duman gibi nesnelerin içeriye gitmesiyle orucun bozulmadığı ve özellikle belirli bir süre ile sınırlı olmayan bu tedavi sebebiyle oruç için başka engeli olmayan böyle kişilerin bu ibadetin manevi hazzından yoksun bırakılmaması gerektiği gerekçeleri ile ikinci görüş daha kuvvetli bulunmaktadır. (Orucu bozan durumları değerlendirirken dikkatten uzak tutulmaması gereken önemli bir husus, "Orucu Ertelemeyi veya Başlanmış Orucu Bozmayı Mubah Kılan Özürler" başlığında açıklandığı üzere hastalık halinde orucun açılmasına müsaade edilmiş, hatta hayati tehlike bulunduğunda oruca devam edilmesinin yasaklanmış olduğudur.)
İ-Orucu Bozmayan Durumlar:
"Orucu Bozan Durumlar" başlığı altında açıklanan sebeplerden biri bulunmayınca oruç bozulmaz. Bununla birlikte, bu konuda tereddüde yol açabilecek olan ve Hanefî mezhebine göre orucu bozmayan bellibaşlı durumlara aşağıda işaret edilecektir:
ı- Oruçlu olduğunu unutarak oruç yasaklarından birini ihlâl etmek (yemek, içmek, cinsi temasta bulunmak). Oruçlu olduğunu unutarak yeyip içen kişiye bunu hatırlatmak gerekir; ancak, bu kişi bünyesi oruca dayanamayacak kadar zayıf ise o takdirde oruçlu olduğunu hatırlatmamak evlâ (daha iyi) görülmüştür.
2- Yeme-içme kasdı bulunmaksızın, kaçınılması mümkün olmayan bazı nesnelerin içeriye gitmesi. Meselâ havaya dağılan dumanın, yolun tozunun, öğütülen şeylerden kalkan tozun, uçan bir sineğin, ağrıyan dişe konulan karanfil veya ilâcın tadının tükürükle boğaza gitmesi böyledir (ilaç ve karanfilin kendisi içeriye giderse oruç bozulur)
3- Tad boğazda hissedilse veya izi (renk, koku) tükürükte belirse bile göze ilaç damlatmak veya sürme çekmek.
4- Deriye sürülen ilaç veya başka nesnenin gözeneklerden vücudun içine nüfuz etmesi.
5- Kulağa su kaçması, hatta -tercih edilen görüşe göre-su akıtılması.
6- Kan veya ilaç yutmuş olmamak kaydıyla diş çektirmek.
7~ Su ile ıslatılmış bile olsa misvak (diş fırçası) kullanmak.
8- Erkeğin idrar yoluna su veya ilaç damlatılması.
9- Çok bile olsa balgamını veya baştan burun içerisine gelen akıntıyı yutmak, (Ancak, gerek pislikten kaçınmak bakımından
gerekse bazı mezheplerde bu fiilin oruç bozduğu dikkate alınarak balgamın yutul-mayıp çıkarılması tavsiye edilmiştir).
10- Kendi isteği ile olmaksızın -ağız dolusu bile olsa- kusmak. Kendiliğinden gelen ve ağız dolusu olmayan kusuğun kendiliğinden gitmesi halinde de oruç bozulmaz; ağız dolusu ise kendiliğinden geri gitse bile Ebû Yusuf'a göre bozar, Muhammed b. Hasen'e göre bozmaz; ağız dolusu değilse bile bilerek geri gönderildiğinde Muham-med'e göre bozar, Ebû Yusuf'a göre bozmaz.
ıı-Kan aldırmak ve kan almak.
12-Abdest alırken ağızı çalkaladıktan sonra kalan yaşlığı tükürük ile yutmak: Yine, abdest için olmasa bile ağızı su ile çalkalamak ve buruna su vermek. Ancak, içeriye kaçma ihtimali olduğundan, suyu fazla tutmamalı, mübalağa göstermemelidir.
13-Serinlemek için banyo yapmak veya yüzmek.
14-Konuşma veya başka sebeple tükürük ile ıslanan dudağını emmek.
15-Nohut miktarından az olup dişlerin arasında kalan yemek kalıntısını yutmak veya dışarıdan alınan susam gibi küçük bir nesneyi ağızda dağılacak şekilde çiğnemek.
16-Gül, esans vb. şeyleri koklamak.
17- Cünüp olarak sabahlamak. Bütün gün cünüp kalsa da oruç bozulmaz; fakat cünüp olarak sabahlayan kişi derhal boy abdesti almalıdır, zaten ibadetlerini yapabilmesi için de temizlenmesi şarttır.
18- İmameyne göre, vücuda gıda sağlama amacı ile olmaksızın iğne yaptırmak.
Ebû Hanîfe'ye göre iğne ile oruç bozulur.
19- Sırf bakma veya düşünme sonucunda -cinsel haz duyarak bile olsa- boşalma olması; boşalma olmaksızın öpme, okşama vb. hareketlerde bulunma; ihtilam olma.
|