Giriş |  Kayıt

Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver

04 Haz 2010 14:06

Süper Moderatör
Kullanıcı avatarı
Kayıt: 14 Kas 2008 15:55
Başlıklar: 17711
Mesajlar: 18654
Çevrimdışı

Tüm peygamberlerin hepsinin ortak özellikleri vardır.Örneğin bütün peygamberler,Hz. Muhammed de dahil olmak üzere çobanlık yapmışlardır.Çobanlık peygamberler mesleği olarak bilinir.
Resim
Yazımızın konusu peygamberlerin ortak özelliklerinden olan soylarının(atalarının) şerefli olmasıdır. Tüm peygamberlerin soyları ,kavimlerinin en şerefli sayılan kollarıdır.Peygamberler kavimleri içerisinde en asil ve temiz soya mensupturlar.Elbette bu bir tesadüf değildir.Bu Allah’ın bir hikmeti ve peygamberlerin bir nevi koruma kalkanıdır.İnsanlarda yeni fikir ve düşüncelere karşı doğal bir muhalefet ve mukavemet mevcut olduğu için ,peygamberler bunu kıracak kadar asabiyet ve kuvvet sahibi bir kabileden değillerse başarılı olmaları da pek mümkün değildir.Bundandır kı İlahi gelenek peygamberleri en şerefli kabilelerden zuhur ettirmek üzerinedir.

Zira peygamberlerin yaptıkları dünyanın beklide en tehlikeli işidir.Bu tehlike meselesini biraz daha açalım.Peygamberler bir defa en azgın ve en sapık toplumlara gönderilirler.Görevleri ise kavimlerinin sapıklıklarının ve geleneklerinin , kötü inançlarının tam tersine ,Hak yola çevirmektir. Kavimlerinin tüm hatalarını anlatarak ,tüm yanlışlarını, günahlarını yüzlerine söylemek baş görevleridir.Üstelik bu yolda başlangıçta yapa yalnızdırlar.Kendilerine inanan bir avuç insanla her an ,dövülme ,tahkir edilme ,işkence edilme hatta öldürülme tehlikesi ile karşı karşıyadırlar.Bu şekilde öldürülen,işkence gören peygamberler mevcuttur.Hz Zekeriya, Hz. Yahya , Hz. İsa vs.

Peygamberimizin Allah’ın birliğine davet için gittiği Taif te çocuklar tarafından taşlandığını ve yaralandığını biliyoruz.Müşrikler o namaz kılarken üzerine pislik atmak, geçtiği yollara diken döşemek gibi ,ona inananlarla beraber Mekke nin dışına sürerek ambargo uygulamak,aç bırakmak ,alış veriş yapmamak ,alay etmek gibi kötü bir çok baskı yöntemini ona karşı uyguladılar.Hatta defalarca onu öldürmeye ve suikast düzenlemeye kalkıştılar.



Dolayısıyla Hak dini yaymaya başladıkları ilk zamanlarda tüm peygamberler adeta savunmasız ve zavallıdırlar. Peygamberimizde ilk zamanlarda böyleydi.Fakat Allah (cc) onlara inanılmasını kolaylaştıran ve onları mümkün mertebe koruyan çeşitli durumlar yaratmıştır.Bir defa tüm peygamberlerin soyları, doğru sözlükleri ve dürüstlükleri ile tanınırlardı.Peygamberlerde aynı şekilde peygamberlik öncesinde de doğrulukları ile tanınmışlar ve yalan söylememişlerdir.Peygamberimiz daha gençliğinde Muhammed ül emin olarak tanınmıştır.Bu onun Hak dini anlatırken şüphesiz ki çok işine yaramıştır.

Fakat peygamberleri asıl koruyan ve her daim kendilerine inanılmasa dahi sırf soylarının asalet ve şerefi için onları muhakkak koruyan birlilerinin bulunmasını sağlayan durum ,şerefli ailelerden gelmeleridir.

Asabe lugatta, bir kimsenin baba soyundan olan akrabalarına verilen isimdir.Özellikle Araplarda İslam öncesi devirlerde ,bir kimsenin asaba sını yani baba tarafından akrabalarını yahut akrabası olan kavmini ,haklı haksız ,her meselede müdafaa etmesi Asabiyet olarak adlandırılır.Bu düşünce şiirlere dahi yansımış ve en net ifadesini veciz olarak ‘’kardeşine ister zalim ,ister mazlum olsun ,yardım et’’ sözünde bulmuştur.

İslam dini tarafından kişinin bu şekilde hak ,hukuk gözetmeden kavmini müdafaası men edilmesine rağmen , Araplarda ki asabiyet düşüncesi özellikle peygamberimizin kendine inanmasalarda kavimdaşları tarafından zaman zaman müdafaa edilmesine neden olmuştur ki bu durum şüphesiz ki bir hikmeti ilahiyedir.

‘’İçinizde en hayırlınız ,asabiyete yer vermedikçe ,kavmini müdafaa edendir’’ Hadis

Peygamberimizin amcası Ebu Talib’in durumu buna en güzel örnektir.Bilindiği gibi Ebu Talib peygamberimize inanmasa dahi sırf akrabası olduğu için onu korumuş kollamıştır. Buna bir örnekte müslüman olmadan önce Hz. Hamza’nın Ebu Cehil başta olmak üzere müşriklere karşı peygambere sövülmesine karşı çıkmasıdır. Hz.Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe'den O da emdigi için, Rasûlullah (s.a.s.) ile süt kardestir. Mekke Devri'nin 6'inci (616 M.) yılında Müslüman olmustur. Peygamberimiz bir gün "Safâ" tepesinde otururken yanından Ebu Cehil geçti. Rasûlullah (s.a.s.)'e çirkin sözlerle hakarette bulundu. Peygamberimiz hiç bir karsılık vermedi. Hamza o gün ava gitmisti. Dönüsünde, bir cariye, olayi Hamza'ya anlatti. Hamza henüz Müslüman olmamıstı.Ancak Yeğenine hakaret edilmesine dayanamadı, silahını çıkarmadan, derhal Kureyş’in toplantı yerine gitti. "Kardeşimin oğluna hakaret eden sen misin?" diyerek yayı ile Ebu Cehil'in kafasına vurup yaraladı. Ebu Cehil, "Hamza Müslüman oluverir" korkusu ile ses çıkarmadı.

Bildiğimiz gibi Araplar ,kavimler halinde yaşarlar ve bu kavimlerin hepsi üstünlük iddiasındadır ve kavmin fertlerinin şerefi veya gururu için sonu gelmez çatışmalar dahi yaşanmaktadır.Öldürülen kişilerin muhakkak intikamları alınır.Müşriklerin peygamberimizi öldürmeye çekinmelerinin en önemli nedeni şerefli bir soydan(Kureyş) gelen peygamberin öldürülmesi halinde intikam alınacağı ve işin bir kavimler arası çatışmaya dönüşeceği ihtimalidir.

Görüldüğü gibi peygamberlik çok zor ve meşakkatli bir iştir.Fiili zorluklardan başka peygamberler tüm güçleri ile kavimlerini doğru yola çevirmek için çalışmalarına rağmen kavimlerinin sapıklıkta ısrar etmeleri peygamberleri son derece üzmüştür.

Buna da en güzel örnek Yunus Peygamberdir. Yûnus (a.s) milletini otuz üç yıl Allah'a imân etmeye, küfürden kurtulmaya davet etti, tebliğde bulundu ve peygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kişi ona imân etti (İbn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360; Sahihi Buhâri ve Tecridi Sarih Tercümesi, IX, 152).

Milletinin bu şekilde küfürde direnmesi ve imâna gelmemesi, Yûnus (a.s)'ın zoruna gitti. Yûnus aleyhisselâm ''O hâlde üç güne kadar başınıza gelecek azâbı bekleyin. Bunun alâmeti önce benizleriniz sararacaktır.'' buyurdu ve ilâhi bir emir gelmeden üzüntüyle aralarından ayrıldı.

Yüce Allah onun bu kızgınlığını ve bunun neticesinde milletini terketmeye kalkışmasını şöyle haber vermiştir:

"Zünnûn (Yûnus)'a gelince, o, öf keli bir halde geçip gitmişti. Bizim kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihâyet karanlıklar içinde; "Senden başka hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum!" diye niyaz etti." (el-Enbiyâ, 21/87).


Başa Dön Başa Dön
 
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni başlık gönder Başlığa cevap ver
 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)  [ 1 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat [ GITZ ]


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz


Aranacak:
Geçiş yap:  

Site haritası


En Ucuz UKASH Kart bayrak YGH Forum memurlar Toner windows 8 indir Grafik Tasarım kanal d oyunları silah oyunları araba oyunları ukash ukash kart maurers satılık daire kamp çadırı